Rekor düşüşler ve rekor yükselişler ile, “çöken, iflas eden aileler” ve “köşeyi dönen yatırımcılar” ile, dolandırıcıları, spekülatörleri ile tanıyoruz borsayı…

Siyasetçilerin ana gündemlerinden birisi borsa: yükselirse hükümet böbürleniyor “ekonomi iyi gidiyor” diye, düşerse muhalefet çullanıyor “ekonomi kötü yönetiliyor” diye…

Tam anlamıyla “ağzı olan konuşuyor” lafına uyacak şekilde, bilip bilmeden herkesin bir fikri var borsa hakkında.

Borsa akıllı insanların, akıllıca yatırım yapabilecekleri bir “ortam”dan başka bir şey değil aslında. Bu sitede “akıllı insanlar için borsa” serisine başlıyorum. Amacım borsa’nın gerçekte ne olduğu, nasıl yatırım yapılması gerektiği ve nasıl işlediğini irdelemek.

İlk yazım da “Borsa nedir, ne işe yarar?” üzerine… Merak etmeyin, teknik analizlerle, detaylarla sizi boğmayacağım. Yeni başlayanlar için, hevesliler için ve parasıyla ne yapacağını bilemeyenler için bir başlangıç yazısı bu…

Read the rest of this entry »

Dün Lenovo Thinkpad modeli laptop’umun enteresan bir özelliğini keşfettim: Ekran kartının özelliklerinde ekranı 90 derece çevirebilmeyi sağlayan bir seçenek vardı. Önce “niye böyle bir seçenek koymuşlar?” diye şaşırdım… Sonra ekranı 90 derece çevirip laptopu da kitap gibi dik hale getirince anladım sebebini.

Şu an laptop’umu dik kullanıyorum ve bu basit değişiklik bile çalışma verimliliğimi önemli ölçüde arttırdı.

Read the rest of this entry »

Daha önceki yazılarımda smart fortwo’nun kalabalık bir şehirde yaşayan birisi için harika bir ulaşım aracı olduğunu ve benim de bir tane aldığımı belirtmiştim. Arabayı kullanmaya başlayalı 1-2 hafta oldu ve ilk izlenimlerim gayet pozitif. Bu yazıda bir smart fortwo kullanıcısının araç hakkındaki görüşlerini okuyacaksınız.
Read the rest of this entry »

Devir değişti, artık gün içinde en çok kullandığımız alet bilgisayarımız. Gün geçtikçe herşeyi onunla yapmaya başladık, artık arkadaşlarımızla yüzyüze görüşmektense chat’leşiyoruz, eskiden telefonla yaptığımız iş görüşmelerini email’e taşıdık… Ve iş hayatında el yazısını hiç kullanmıyoruz ve bütün raporlarımızı bilgisayarla yazıyoruz.

İşte burada mükemmel bir gelişim fırsatı doğuyor… Madem bu kadar yoğun kullanıyoruz bu aleti, neden daha verimli kullanmayalım? 10 parmak klavye kullanarak yazma hızımızı en az iki katına çıkartıp, harcadığımız enerjiyi azaltmak elimizde.

Read the rest of this entry »

Televizyon izlerken bir adamın yanan bir evden atlayışı ile ilgili habere denk gelmiştim. Bu haberin içeriği kadar sunumu da çok enteresandı, çünkü sayabildiğim kadarıyla adamın atlayışı 15 kere ileri-geri sarılarak gösterildi…

Düşünün yani bir adam camdan atlıyor, normalde 1 dakika’lık bir haber… 10 dakika boyunca aynı şeyi gösterip duruyorlar ve milyonlarca insan bu aptalca haber sunum tarzını gözünü kırpmadan izliyor… HER GÜN!

Peki ya gündelik siyaset? Kabak tadı vermedi mi Ergenekon haberleri? Savcı şunu demiş, falanca tutuklanmış, filanca serbest bırakılmış… Daha ortada iddianame yok, ama 1 yıldır konuşulan tek konu bu…

Futbol desen aynı… Filanca futbolcu’nun transferi bitirilmiş haberi veriliyor bir gün… Bakıyorsun o futbolcu başka takımla anlaşmış… Sonra vazgeçmiş X takımından Y takımına olaylı bir geçiş yapmış…

Artık bunlar kabak tadı vermeye başladı, televizyon, gazete ve radyolarda aynı haberler çiğnenip çiğnenip tekrar sunuluyor… Çoğu için “bana ne bundan?” diyerek rahatlıkla kenara atabileceğimiz türden haberleri, hipnotize olmuş gibi izliyoruz…

Saatlerimiz, günlerimiz ve haftalarımız böylece heba oluyor. Bir ömrü böyle yapay gündemlerle heba etme riski de var.

Ben artık buna bir dur diyorum ve bugün’den itibaren Medya Diyeti’ne başlıyorum.

Read the rest of this entry »

Doğru duydunuz. Yaklaşık 30 dakikalık bir antremanda toplam 246 tane şınav çekebiliyorum… 10 değil, 20 değil… Tam 246!

Bunu bana bir kaç ay önce başkası söyleseydi, güler geçerdim… İnanmazdım.

Peki nasıl yapıyorum bunu? Özel bir antreman programı ile, 6 haftalık bir çalışma ve haftada 20′şer dakikalık 3 antremanla… Yani haftada sadece 1 saatimi harcayarak ve 1,5 ayda.

Detaylar yazının ilerleyen kısımlarında…

Read the rest of this entry »

Araba alma kararı İstanbul’da yaşayan birisi için verilebilecek en zor kararlardan birisidir. Arabanız yoksa tıkış pıkış otobüslerde veya masraflı taksilerde sürüneceğiniz kesindir. Arabanız varsa bu sefer de trafik, park sorunu, yakıt, masraflar vs. belinizi büker.

Netice itibariyle -bir şekilde- benim A noktasından B noktasına ulaşmam gerekiyor… Bu iş de hiç ÖSS sorularına benzemiyor, çok fazla değişken var… Bu değişkenler ile alternatifler içinden bir seçim yaptım ve bir smart fortwo aldım. Gerekçelerim aşağıda… Bakalım akıllı bir seçim yapmış mıyım? (site akıllı gelişim diyor ya… site sahibi de akıllı işler yapmalı haliyle)

Read the rest of this entry »

Dünya internet teknolojilerindeki gelişmelerle şekilleniyor artık. Her geçen gün yeni bir web sayfası ve web 2.0 uygulamasıyla karşılaşıyoruz. Bu uygulamalar içinde belki de en etkileyicisi YouTube…

Her geçen gün milyonlarca videonun izlenip yüklendiği bu sitede Dünya bilgilerini paylaşıyor, bir sürü yeni şey öğreniyoruz. Her geçen gün çığ gibi büyüyen bu bilgi yığınına ise Türkiye’nin verdiği cevap “GEÇİT YOK”tan ibaret.

İnterneti sansürlemek bir kaç tane az gelişmiş ve bir tane de baskı rejimi ile yönetilen ülke (Çin) dışında hiçbir ülkenin tenezzül etmediği bir şey. Oysa demokratik, özgür, çağdaş ve akılcı bir ülke olmak isteyen Türkiye kendisine yakışmayan bir şekilde bu kervana katılmış durumda. Kanun yapıcılar ise pek bir müdahale’de bulunmuyorlar.

Peki kullanıcılar olarak bilgi edinme hakkımızı (Youtube’a erişimi) nasıl elde ederiz? Cevabı yazının devamında…

Read the rest of this entry »

Topkapı sarayına gitmiş olanlar; bir an için gözünüze harem bölümünü getirin… Padişah’ın evini, yaşadığı ve günlük hayatını geçirdiği yeri…

Bir de kendi evinizi gözünüzün önüne getirin ve karşılaştırın: kim daha fazla konfora sahip?

Duş başlığından akan sıcak suyunuz, alafranga tuvaletiniz, kaloriferiniz, lambanız, sizi tüm dünyaya bağlayan internet bağlantınız var… Kısacası padişahlardan bile iyi yaşıyorsunuz, ama bir şeyler eksik değil mi? Hala sahip olduklarınız yetersiz öyle değil mi?

Bu yazımda “yeterlilik” ve “ihtiyaç” kavramlarını kurcalıyorum… Padişah konforunda yaşıyor ve mutsuzsanız size bu konuda önerilerim var.

Read the rest of this entry »

Şu aralar televizyonlarda, internette, forumlarda rastlayacağınız gündem maddelerinden birisi kredi kartı ve kredi kartı yüzünden batan insanlar, çöken aileler…

Bankalar milyonlarca dolar harcayarak kredi kartlarının pazarlamasını yapmaya çalışıyor. Her gün birbirinden eğlenceli, cafcaflı reklamlarını görüyoruz. Hepsinin ortak teması “normalde hayal bile edemeyeceğiniz hayat standardını, kredi kartı ile sağlayabilirsiniz” şeklinde.

Peki bankaların müşterilerine vermek için kendilerini yırttıkları, kullanmayanın pişman olduğu, kullananın ise bin pişman olduğu bu plastik şeyler gerçekte korkulması gereken şeytani şeyler mi yoksa hayatımızı kolaylaştıran ürünler mi?

Bu sorunun cevabı tamamen size ve finansal cahillik miktarınıza bağlı… Kullanmasını bilene kredi kartı muazzam imkanlar sunuyor. Bu yazımda kredi kartını akıllıca kullandığınız taktirde size sağlayacağı faydaları ve akıllı kullanım için “kullanım kılavuzunu” sunacağım.

Read the rest of this entry »